Türkçe | English

Kurumsal

KİLİS

Demografik Durum Ekonomik Durum Sağlık Ulaşım Kültür ve Turizm Konaklama Eğitim İşgücü Göstergeleri Ticaret ve Lojistik

Kültür ve Turizm

Tarihi, kültürel değerleri, Kilis’in her tarafından çıkan ve bir benzeri daha olmayan, her biri farklı bir ustanın sanat eseri, göz nuru olan mozaikleri, camileri, evliya türbeleri, eşsiz Kilis evleri, dar kendine has sokaklarıyla görülmeye, keşfedilmeye layıktır. 

 

 

Oylum Höyük 

 

 

Gaziantep-Kilis karayolu üzerinde aynı adı taşıyan Oylum Köyünde yer alır. Kilis Ovasına hâkim konumu ile biri 22 metre, diğeri 37 metre iki yükseltiden oluşan höyük, 460 metre uzunluğunda ve 370 metre genişliğindedir. Oylum Höyük doğu-batı yönünde Fırat Vadisi ile Amik Ovası; kuzey-güney yönünde ise Kuzey Suriye ile Anadolu platosu arasında bir kesişme noktasıdır. Stratejik konumu nedeniyle çeşitli dönemler boyunca orduların, kervanların geçtiği bir uğrak noktası olmuş, hemen her dönem de iskân görmüştür. Yalnızca Kilis’in değil, Ortadoğu’nun en büyük höyüklerinden biri olmasının yanı sıra Anadolu, Suriye ve Mezopotamya kültürlerinin kesiştiği bir merkez özelliği taşımaktadır. Kalkolitik Dönemden Hellenistik Döneme kadar iskân gösteren Oylum Höyükte yapılan kazılar sonucunda bölge tarihinin beraberinde Ön Asya tarihi de aydınlatılmaktadır. En eski Kilis yerleşimi olarak kabul edilen höyük üzerinde gerçekleştirilen arkeolojik kazı çalışmaları bölgenin 5500 yıllık tarihine ışık tutmaktadır.  Höyük üzerinde ilk bilimsel çalışmalar 1985 yılında Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Engin ÖZGEN başkanlığındaki araştırma ile başlamıştır. 2000 yılından günümüze kadar kazı çalışmaları Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Atilla ENGİN tarafından yürütülmektedir.  Roma Dönemi; höyüğün güney yamaçlarından toplanan çömlek örnekleri ile temsil edilir. Hellenistik Dönem; höyüğün en yüksek noktasına yakın alanda, kuzeydoğu ve güneybatı açmalarda saptanmış altındaki Demir Çağı tabakalarının ise kuzeyde ve doğu yamaçta yoğunlaştığı görülmüştür. Doğu yamaçta açılan basamaklı yamaçta Tunç Çağı buluntuları yapı katlarına bağlı olarak ele geçmiştir. En eski dönemi temsil eden Kalkolitik Çağ buluntuları ise höyüğün kuzeydoğusunda ortaya çıkarılmıştır. Gerek yüzey araştırmaları gerekse gerçekleştirilen kazılar höyüğün en azından Geç Kalkolitik Dönemden (M.Ö. 3500-3000) itibaren kesintisiz olarak yoğun iskân gördüğünü ortaya koymaktadır. Oylum Höyük çevresindeki uydu yerleşme niteliğindeki birçok höyükle birlikte başta Tunç Çağları (M.Ö. 3000-1200/1000) olmak üzere çeşitli dönemler boyunca bölgesel bir merkez durumundadır.

 

 

Oylum Höyük’ün içinde yer aldığı bölgenin araştırma tarihçesi 1900’lü yılların başlarına uzanır. J. Garstang ve B. Hrozny; 1950’li yıllarda M.V. Seton-Willams ve P. van der Meer ile C. Hillen; Gaziantep ile Halep arasındaki bölgede kazı ve araştırma yapan bilim adamlarıdır. Oylum Höyük’ün bu bölge içerisindeki önemi ise ilk kez U.B. Alkım’ın İslahiye Ovası araştırmaları sırasında vurgulanmış; bunu Gaziantep İli’nde yüzey araştırmaları yapan İtalyan Ekibi’nin çalışmaları izlemiştir. Höyük üzerindeki ilk bilimsel çalışmalar ise 1985 yılında Engin Özgen başkanlığındaki araştırma ile başlar. 1987 yılında Hacettepe Üniversitesi ile Gaziantep Müzesi’nin ortak projesi olarak başlayan kazı çalışmaları; 1990 yılından itibaren Engin Özgen başkanlığında Hacettepe Üniversitesi ile Alman Arkeoloji Enstitüsü-İstanbul’un ortak çalışması olarak devam etmiştir. Uluslararası katılımcılar arasında Dr. Barbara Helwing (Alman Arkeoloji Enstitüsü, Berlin) Olivier Nieuwenhuyse (Leiden Üniversitesi, Hollanda ) ve Dr. Alan Graves (Liverpool Üniversitesi) yer almıştır. Kazı çalışmaları günümüzde Cumhuriyet Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Atilla Engin, Yrd. Doç. Dr. Erdal Eser ve Yrd. Doç. Dr. Meryem Acara Eser danışmanlığında her yıl kesintisiz olarak sürmektedir.

 

 

Ravanda Kalesi

 

 

Kaleye ait kesin bilgiler XI. yüzyıla ve bu yıllardaki Haçlı Seferleri’ne dayanmaktadır. İslam ve Latin kaynakları kalenin varlığından ilk kez Haçlı Seferleri sırasında söz etmektedirler. İslam kaynaklarında “er-Ravendan”, Haçlı kaynaklarında “Ravendel/Ravandal/Ravenel”, Ermeni kaynaklarında “Aréventan” olarak geçen kale, tarihsel süreç içerisinde bölgeye egemen olan tüm devletlerce kullanılmıştır. Özellikle VII. yüzyılın ortalarında bölgede yaşanan hristiyan-müslüman çatışmasında “avasım, sügur” adı verilen bölge içerisinde bulunan Ravanda Kalesi İslam Devletleri’nce Bizans’a karşı verilen savaşlarda önemli bir askeri üs olmuştur. Bölge ilk islam devletlerini koruduğu için avasım şeklinde adlandırılmıştır. Söz konusu bölge; Halep ile Antakya arasında yer almaktaydı. Yâkût el-Hamevî, Yezîd İbn-i Muaviye zamanındaki avasım beldelerini sayarken şu isimleri yazar; Kınnassarin, Antakya, Menbic, Dülük, Raban, Korus, Tizin. Sayılan yerlerde bulunan kaleler de avasımdan idi ki, bunlardan birisi de Ravandan’dır. Ravanda Kalesi, 1097 yılından itibaren adından oldukça sık söz ettirmiştir. I. Haçlı Seferi’ne katılan Baudouin de Boulogne ile ön planda olmuş ve ünlenmiştir.

 

Akıncı Konağı 

 

 

Asıl adı ’Hacı Muhammed Efendi Konağı’dır.1895 yılında eşi Vuslat Hanım için yaptırmış olup, sonradan ayrılan bitişik yapı ’selamlık; bu ana binada haremlik olarak kullanılmıştır. Şimdi ki malikleri (sahipleri), Akıncı ailesi olduğundan dolayı Akıncı Konağı olarak anılmaktadır. Konakta 12 oda, 2 mutfak, 2 büyük salon, 2 mağara ve 2 su kuyusu bulunmaktadır.

 

 Eski Hamam

 

 

Hamamın üzerindeki kitabede şunlar yazılıdır. “Bu mübarek hamamı 1562 yılında Sultan SELİM Oğlu yüce Sultan Büyük Hakan Sultan Süleyman’ın hükümdarlık günlerinde Emir Kasım Oğlu Emir Canbolat yaptırdı. Allah Padişahın mülkünü muhallad etsin.”.2010 yılında Vakıflar Müdürlüğü tarafından restore ettirilmiştir. 

 

 

Neşet Efendi Konağı

 

 

Neşet Efendi Konağı, merhum Neşet Topaloğlu tarafından O Yıllarda kendisi "Mimar’us Sultan" lakabı ile anılan Halepli Mimar Hacı Ahmet Usta ve kalfalarına yaptırılmıştır. Bu usta aynı zamanda, Kilis Hükümet Konağını da yapmıştır. Bina bir bodrum ve 2 üst kattan oluşur. Birinci kat 6 oda, salon, mutfak, banyo ve tuvaletten oluşmaktadır.

 

Kilis’in 1995 yılında il olmasıyla 1. Kat İl Kültür Müdürlüğüne tahsis edilmiş, 2. Kat Kütüphane olarak devam etmiştir.2008 Yılında bina müze yapılmak için boşaltılmış.Bina Müze yapılmak üzere 2009 yılında Kültür varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne tahsis edilmiştir.20 haziran 2012 Tarihinde de Kilis Müzesi olarak hizmete açılmıştır.

 

 

 

Osmanlı Dönemi Öncesi Yapılar

 

Ulu Cami (Cami-i Kebir)

 
 
 
Kilis’in en eski mahallelerinden Hacı Gümüş Mahallesi (Hurufat Defteri’ndeki kayıtlarda Sibat Mahallesi) Ulu Cami Sokak, No:41 adresinde bulunan bu cami Kilis’in en eski ve en büyük camisidir.
 
 
Kıbleye paralel olarak uzanan dikdörtgen planlı ve mihrap önü kubbeli olan bir camidir. Kubbesinin doğu ve batı bölümleri çapraz tonozlarla örtülüdür. Son cemaat yeri olmayan caminin mihrap önü kubbesi, “7.30 m” çapında olup; iki sahın boyunca uzanmaktadır. Dört tane gömme ayağa oturan kubbe tuğladan yapılmış ve dışı saçla kaplanmıştır. İçi yuvarlak dışı onikigen olan kubbe kasnağında, kemerli on iki pencere bulunmaktadır.
 
 
Harimin orta eksenine yerleştirilen mihrap sivri kemerli olup, nişi mukarnaslarla doldurulmuştur. Köşelerindeki sütuncelerin başlıkları gül ve hurma yapraklı motiflerle süslüdür.
 
 
Caminin harimi kuzeydeki avluya açılmakta olup, avlunun doğusunda ve batısında medrese hücreleri bulunmaktadır. Avluya, kuzeydoğudaki portaldan ve batıdaki kapıdan girilmektedir. Basık kemerli kapı açıklığından çapraz tonozla örtülü ara mekâna geçilir. Beşik ve çapraz tonozlarla örtülü avlunun etrafındaki hücrelerle revak, düz damlıdır.
 
 
Avlunun kuzey yönünde yığma ayakların ikisinde birer mihrap nişli vardır. Sivri kemerli, üzeri çapraz tonozlarla örtülmüş revaklı alan, geçmişte (Hurufat Defteri kayıtlarında Kilis’te Cami-i Kebir, Şafiye Mescidi) “Şafiler Mescidi / Cami- Kebir Eyvanında Şafii Camii” olarak kullanılmıştır.
 
 
Kaidesi kare planlı olan minare sarı / sarımtırak ve siyah düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. Kaidenin üst köşeleri pahlı olup, güney yönünde basık kemerli bir kapısı vardır.
 
 
Çokgen olan minare gövdesi sekizgen bir pabuç üzerinde yükselmektedir. Minarenin peteği ile külahı, bileziksiz gövdesi gibi yalındır. Âlemi bulunmayan minare, tek şerefelidir. Şerefe altı bindirmeliklerindeki mukarnaslarla peteğin üst kısmına ajur tekniğiyle yapılmış yıldız motifleri, yapının dikkat çeken süslemeleri arasındadır.
 
 
Camideki göze çarpan süslemeler harime açılan portalda, portalın iki tarafındaki mihrabiyelerin üzerinde ve mihrapta toplanmıştır. Yuvarlak kemerli portalın kemer karnı ve kemerin bindiği gömme ayaklarda sekizgen; alt kemerde kare, dikdörtgen; baş kemerde de dikdörtgen gibi geometrik şekillere yer verilmiştir. Portalın iki yanında bulunan mihrabiyeler de pahlı silmelerle çevrilmiştir.
Yaptıranı ve yapanı bilinmeyen bu camide renkli, düzgün kesme taş kullanılmış olup; 1924 yılındaki onarımını Halep’in ünlü mimarı Hacı Ahmet Azizi gerçekleştirmiştir.
 
 
Tarihi Yapı son olarak 2016 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından onarılmıştır.
 

 

 

Akcurun Camisi

 

 

Akcurun Camisinin kesin yapılış tarihi bilinmemektedir. Hacı İlyas Mahallesinde (eski kayıtlarda Kızılca Mahallesi) kendi adıyla bilinen çarşıda bulunan Akcurun Camisinin avlusundaki minaresinin inşa kitabesine göre 1583 yılında Hasan kızı Seyyide Fatma tarafından yaptırılmıştır. Kayıtlarda Caminin banisinin Şeyh Davut Ağa olduğu geçmektedir.
 
 
Akcurun Camisinin geniş bir avlusu ve bu avlu çevresinde medrese hücreleri bulunmaktadır. Akcurun Camisi dikdörtgen planlı olup, iki sahınlı son cemaat yeri ile tek sahınlı harimden uluşmuştır. Son cemaat yeri çapraz tonozlarla örtülmüş, tonozlar da; beş yığma, beş gömme ayaklarla harimin kuzey tarafındaki konsola oturtulmuştur. Son cemaat yerinden harime basık kemerli bir kapıdan girilir. Kapının iki yanında dikdörtgen biçimde düz atkılı iç tane pencere vardır. Süssüz bir niş olan mihrap oldukça sadedir. İki yanında dikdörtgen biçimde düz atkılı iki, üstünde de, sivri kemerli sonradan yapılmış büyük bir pencere vardır.
 
 
Mihrabın sağ tarafında mermerden yapılmış minber de mihrap gibi yalın ve süssüzdür. Avlunun kuzeybatı yönünde olan minarenin dikdörtgen bir kaidesi olup; kaidenin üst köşeleri pahlıdır. Sekizgen olan pabuçla minarenin gövdesi arasında iki tane sekizgen silme vardır. Gövdesinde bir tane kuşal bulunan minarenin şerefe altı mukarnaslarla doldurulmuştur.
 
 
Kilis ağzında ‘‘Curun’’ sözcüğü ‘‘yalak, havuz’’ anlamını taşıdığından caminin içindeki kuyunun havuzu nedeniyle ak taştan yapılmış havuz, yani Akcurun adını vermişlerdir.
 
 

Alacacı Camisi (Katran Camisi)

 

 

 
 

1460 yılında Hacı Yusuf Ramazanoğlu Emir Nasreddin yaptırılan bu cami İnaplıkütah Mahallesi’nde ( Hurufat Defterlerindeki kayıtta Kızılca Mahallesi İplik Pazarı ) olup, diğer adı da Küçük Cami’dir.

 
 

Yöre halkının “Katrancı Camisi” adıyla andığı bu yapı gördüğü onarımlarla özgünlüğünü yitirmiş yerine 1962 yılında bugünkü cami yapılmıştır.

 

 

Osmanlı Devleti Dönemi’nde Yapılan Camiler

 

 

Tekke Camisi (Tekye Camisi)

 

 

 

 

Kilis Cumhuriyet Meydanı Tekke Mahallesinde bulunmamaktadır. ‘‘Canbolad Paşa Külliyesi’nin’’ merkez yapısıdır. Vakfiyesine göre cami, 1553 yılında Kilis Sancak Beyi Canbolat Bey tarafından klasik Osmanlı mimarisinde, merkezi planlı olarak yaptırılmış bir camidir. Caminin mimari bilinmemektedir. 16. Yüzyılın Klasik Osmanlı Mimarisi özellikleri taşıdığı için, görünüm itibariyle Mimar Sinan’a ve onun kalfalarına mal edilmekle birlikte, bu durumu aydınlatacak bir belgeye henüz rastlanmamıştır. Ancak Mimar Sinan’a ait Halep’teki Hüsreviye Camii ile benzerlikler göstermesi bu fikri güçlendirmektedir.
 
 
Mimari bakımdan Kilis’in en önemli camisidir. Son cemaat mahalli beş küçük kubbe, cami ise büyük tek bir kubbe ile örtülüdür.
 
 
Cami kubbesi 14.40 metre çapıyla Kilis’in en büyük kubbesidir. Büyük kubbenin görkemli görünümü ve diğer kubbelerle ahenkli uyumu yapının mimarisine damgasını vurur. Caminin en önemli unsurları ise yarım daire biçimindeki mihrap ve minberdir. Renkli taş ve mermer kullanımı, usta taş işçiliği, karmaşık süslemeleriyle türünün en özgün örneklerini oluştururlar. Minber, Evliya Çelebi tarafından da hayranlıkla övülmüştür.
 
 
Caminin etrafı medrese hücreleri ile çevrili, geniş bir avlusu ve görkemli bir giriş kapısı vardır. Zemini beyaz taşlarla döşenmiş olan avlunun sağında çift bilezikli bir kuyu ve önünde taştan yapılmış bir abdesthane bulunmaktadır. Giriş kapısı üstü mukarnasları da dikkat çekicidir.
 
 
Cami harimin kuzey yönünde ağaçtan yapılmış mahfiller de özgün olup, balkon biçimindedir. Minare caminin kuzeybatı köşesinde, son cemaat yerinin hemen yanındadır. Siyah ve beyaz kesme taşlardan yapılan kaidenin köşeleri mukarnaslı, gövdesi de üç bileziklidir. Silindirik bir görünümü olan gövde yuvarlak olmayıp çokgendir. Kilis’in en yüksek minaresi olan bu yapının şerefe altı derin hücreli mukarnaslarla doldurulmuştur. Külahı da taş olan minarenin, mazgal biçiminde beş adet penceresi vardır.

 

 

Hacı Derviş Camisi

 

 

        
 
Camii Büyükkütah Mahallesi’nde Cumhuriyet Caddesinde köşe başındadır. Mabed ve kubbeleri tamamen taştan yapılmıştır. Avlunun sağındaki kısa minaresinin şerefe altı istalaktitlidir. Külahını dört narin taş sütununun üstendeki yüzük kaşı gibi mini mini bir kubbe örter.
 
 
        
Caminin son cemaat yerini iki yığma sütunun ve üç kemerin tuttuğu taş kubbeler örter. Caminin kemeri sarı ve siyah mermerle zıvanalmıştır.
 
 
Harimi üçer eyvanla genişletilmiş oaln cami; çapraz tonozlarıyla örtülü kıbleye uzanan tek sahınlı harimiyle özgün bir örnektir.
 
 

Kadı Camisi (Kara Kadı Camisi)

 

 

 

 ​

Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan Kadı Camisi ‘’Karakadı’’ adıyla tanınan Ali bin Ahmet Alâeddin er-Rumi tarafından 16. Yüzyıl başlarında yaptırılmıştır. Bu yüzden cami Kadı, Kadıoğlu ve Karakadı adlarıyla anılmaktadır. Karakadı Kilis’in Osmanlı döneminde fetihten önce ve fetih sırasında tahririni yapmış, yaptığı deftere Defter-i Atik adı vermiştir.

 

 

Özgün olarak kare planlı olan cami, sonradan 19 ve 20 yüzyılda yapılan onarımlarla doğu-batı yönünde genişletilmiş ve enine uzanan dikdörtgen olana kavuşmuştur. Düz çatılıdır. Kıble duvarında, biri sonradan genişletilen bölümde, iki mihrabı vardır. Minber sonradan yapılmıştır. Çapraz tonozlarla örtülü son cemaatin önünde avlı bölümü siyah-beyaz taşlı geometrik zemin döşemesiyle kaplıdır. Caminin ana yapısından ayrı olarak kare bir kaide üstünde yükselen minaresi dikkat çekicidir. Şerefe altı mukarnasla bezelidir. Yapının dört cephesinde de yağmur sularını tahliye eden üçü süslü diğerleri yalın olmak üzere toplam 18 tane çörten vardır. 2009 yılı içerisinde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyonu yapılmıştır.

 
 

Muallak Camisi (Hasan Bey Camisi)

 

 

        
Meşhedlik Mahallesi Odun Pazarı Caddesi (Kültür Yolu) üzerinde bulunan camiyi Tanrıverdi Hasan Bey (Şamlı bir Türk olan Hasan Bey Kilis’te muhassılı (tahsildar) olarak görev yapmış ve Canbolad ailensin kâhyası olarak bilinir.) tarafından 16. yüzyılın son çeyreğinde yaptırılmıştır. Hurufar Defteri’ndeki kayıtlara Hasan Bey Camisi olarak geçmiştir.
 
 
Muallâk Camisi Kilis’te iki katlı olarak yapılmış tek camidir. İki katlı olan caminin alt katında dükkânlar ve eşya, mal saklanacak yer (mahzen, depo) üst katta da ibadethane yer almaktadır. İbadet bölümünde üstteki yüksek terastan girilir. Caminin beşikörtüsü kemerlerinin üstünde yükseldiğinden yöre halkınca ‘‘muallâk’’ yani havada boşta duran, bir yere dayanmadan duran adı verilmiştir.
 
 
       
Yapının doğusunda yer alan küçük bahçede kuyu, hücre, abdesthane muslukları ve helâ bulunmaktadır. Ana harim ikinci katta olup biri kuzeydoğuda diğer batıda iki kapılıdır. Kuzeydoğudaki kapı yalındır, batıdaki kapı minarenin kaidensin altında olup yüksek ve sivri kemeriyle portal gibidir.
 
 
       
Son cemaat yeri olmayan Muallâk Camisi’nin harimine basık kemerli bir kapıdan girilir. Kapının üzerinde ve iki tarafında dikdörtgen biçiminde düz atkılı iki pencere vardır. Kıbleye paralel uzanan harim tek sahınlıdır. Mihrabın önündeki kare planlı alan, küçük bir kubbeyle örtülmüş olup; kubbeye geçişte pandantifler kullanılmıştır. Kubbenin ağırlığı dört tarafındaki sivri kemerler üzerinden gömmek ayaklara verilmiştir Kubbeyle örtülü mihrap önü mekânı, çapraz ve beşik tonozla örtülmüştür.
 
 
       
Sivri kemerli bir niş olan mihrap, ince bir frizle kuşatılmış olmasına karşın oldukça sadedir. İki yanında kandil askılığı için konulmuş konsollar vardır. Mihrabın üstünde vazo biçiminde bir kabartma ve yukarısında da öküzgözü pencere vardır. Mihrabın sol yanında olan minber ise sonradan yapılmıştır.
 
 
        
Minaresinin kaidesi kare planlı ve köşeleri pahlı ve pabucu sekizgendir. Onikigen olan gövdesinde tek bilezik, tek şerefe vardır. Şerefe altı mukarnaslı olup, külahlı taştan yapılmıştır.
 
 
      
Caminin dikkate değer süslenmesi batı yüzündeki yüksek ve sivri kemerli portalıdır. Kapının sivri alınlığı yüzeysel dişlerle çevrilmiştir. Harime açılan kapının söve ve kemerlerinde kullanılan renkli taşlar caminin görünümünü etkileyen temel süsleme öğeleridir.
 
 

Hindioğlu Camisi

 

 

 

 

İ.Hakkı KONYALI’ya göre Kilis voyvodası Kör Hüseyin Ağa tarafından 1664 yılında yaptırılan bu cami, Hindioğlu Mahallesi Dedeağa Sokak’tadır.

 

Biri doğu yönünden diğeri batı yönünden olmak üzere iki girişli bir avlusu vardır. Doğuda-ki giriş kapısı sivri kemerlidir. Avluya girişi sağlayan yol ( kemerin arkasındaki beşik tonozlu bir dehliz) aynı zamanda cami minaresinin kaidesidir.

 

Avlusunun doğu ve kuzey tarafında medrese hücreleri bulunan cami son cemaat yeri ile birlikte dikdörtgen planlıdır.

 

Son cemaat yeri üç kemerlidir. Kemerler ortada iki sütuna, yanlarda gömme ayaklara binmektedir. Buranın kuzey tarafındaki köşelerde, gömme ayakların güneyindeki yüzlerde yöre halkınca “Sadaka Taşı” olarak nitelenen birer tane niş vardır.

 

Harime, son cemaat yerinden sivri kemerli bir kapıyla girilir. Kıbleye paralel tek sahınlı ve dikdörtgen planlı olan harim ile son cemaat yerinin üzeri ahşap örtülü, kiremitli, kırma bir çatıdır.

 

Caminin mihrabı hafif sivri kemerli bir niştir. Mihrap nişinin üstünde ve iki yanında birer tane konsol ile süslemesiz silmeler vardır.

 

Mihrabın sağında yer alan minberin taht kısmı, duvara çakılmış iki konsol üzerinde olup; sonradan yapılmıştır.

 

Kısa gövdeli ve silindirik olan minaresi, düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. Şerefesi dört küçük sütun üzerine oturmuş olup; şerefe altı mukarnaslarla doldurulmuştur.

 

Minarenin sağında bulunan hücrenin altında “Selçuklu" tekniğinde yapılmış kubbeli bir türbenin sadece alt kısmı (cenazelik kısmı) kalmıştır. İ.Hakkı KONYALI’ya göre bu türbe Şeyh Osman ÇELEBİ adlı kişiye aittir:

 

Çalık Camisi

 

 

 
 
1682 yılında Hacı Ali Bin Mehmet Ağa (Çalık Hacı Ali) tarafından yaptırılan caminin özgün bölümü; enine dikdörtgen planlı ve mihrap önü kubbeli tek bir mekândan ibarettir. Üç kemerli son cemaat bölümü vardır.
 
 
Cami, 1960 yılında doğu yönünde genişletilmiş ve son cemaat mahalli de bu yönde üç ek kemerle uzatılmıştır. Caminin kuzeyindeki geniş avluda camiden bir yıl önce yaptırılan medrese yer alır. Minaredeki çini süslemelerin çoğu dökülmüştür. Avlunun iki kapısı vardır. Avluda ayrıca minare, taş bilezikli bir kuyu ve Çalık Ağa ve eşine ait mezarlar bulunmaktadır. Batı cephesindeki taç kapı üzerinde Mevlevi sikkesi şeklindeki bir kitabe yer almaktadır. 2005 yılı içerisinde Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restorasyonu yapılmıştır.
 
 
2018 yılının Ocak ayında Zeytin Dalı Harekatı sırasında roketli saldırıya maruz kalan tarihi caminin restorasyon çalışmaları hemen başlatılıştır.
 
 

Pirlioğlu Camisi

 

 

 
 
Caminin minaresi avlusunun sağ tarafındadır. Kapısı kıbleye açılır. Kırk üç basamaklı minarenin şerefe altı istelaktitlidir. Külahı da taştandır. Son cemaat yerini yerlilerin (kab) dedikleri beşikörtüsü tonoz kubbeler örter.  Camide iki yığma sütun üzerinde yükselen iki kab ile örtülmüştür.
 
 
Cami avlusunda eskiden medrese odaları var idi, son cemaat yerinin önü sonradan kapatılmıştır. Caminin avlusunda taş bilezikli eski bir kuyu vardır. Mabedi yaptıranın açık türbesi camiinin avlusunda idi. Şimdi ne mezarı, ne taşı kalmıştır.
 
 
Biz camii incelerken yanımıza gelen 95’lik bir ihtiyar bize dedi ki;
Eskiden Kilis’e (Küçük Mısır) derlemiş! O kadar feyizli ve verimli bir yermiş. Kilis’in ortası da burası imiş! Camii eski Kilis’in tam ortasına yapılmıştır.
 
 
Caminin ve minaresinin hiçbir yerinde mabedi yaptıranın adına, yapıldığı tarihe ve yaptıranın kimliğine ve ölüm yılını gösteren hiçbir kitabeye rastlanmamıştır.
 
 

Hasan Attar Camisi

 

 

        
 
Eski adı Kazılca Mahallesi olan Deveciler Mahallesinde bulunan bu camiyi Hurufat Defterlerine göre Attar Hasan yaptırmıştır.
       
Batıdan girişi olan avlusunda, sonradan yenilenen iki hücre, bir eyvan, abdest muslukları ve helalar yer almaktadır.
     
 
Tek sahınlı kıbleye paralel uzanan çapraz tonozlarla örtülü küçük bir mescit olan yapıya, sonradan son cemaat yeri eklenmiştir. Mihrabın ekseninde olan kapıdan son cemaat yerine, buradan da harime girilmektedir. Harim, kıbleye paralel iki sahından oluşmuş; ortada iki serbest, yanlarda gömme ayaklara binen çapraz tonozlarla örtülmüştür. Dokuz pencereden ışık almasına karşın tonozların bindiği ayaklar kısa olduğundan harim basık ve loştur.
       
Yalın bir nişten ibaret olan mihrabın sağ tarafında beş basamaklı bir minber yer almaktadır. Minberin kapısı basık kemerli ve mukarnaslı olup, kapı kemerinin bindiği ayaklarda ikişer tane gömme sütunce bulunmaktadır. Taht kısmında da dört sütuncuk üzerine oturan küçük bir kubbe vardır.
 

Zeytinli Camisi

 

 

 
 
Yeni Mahalle Ömer Hoca Sokağında bulunan ve küçük bir mescit olarak yapılan, bu yapının ilk yapıldığında minaresi yokmuş.
 
 
Kıbleye paralel uzanan iki sahını bulunan caminin, son cemaat yeri üç kemerli gözlüdür. Bu kemerler ortada iki sütuna (Kilis’te bu tür yapılardaki, sütun uygulaması sadece Tekke, Hindioğlu, Zeytinli Camilerinde görülür) yanlarda da gömme ayaklara binmektedir. Son cemaat yerinden basık kemerli bir geçişle harime geçilir. Cami, dikdörtgen biçiminde düz atkılı dört tane pencere ile aydınlanmaktadır.
Çevresi ince bir frizle kuşatılan yalın bir nişten oluşan mihrabın her iki yanında birer konsol vardır.
 
 
Düzgün kesme taş ve moloz taşlarla yapılan caminin minaresi ve minberi yoktur.
 
 

Cüneyne Camisi

 

 

        

 

 

Eski adı Meşhedlik, bugünkü adı ‘‘Abdi Oymağı’’ olan mahallenin ‘‘Odunpazarı Caddesi (Kültür Yolu) üzerindedir. Bu yörede Kilis’in Müslümanlar tarafından fethi sırasında şehit düşen sahabelere (H.z Muhammed’i görmüş ve sohbetinde bulunmuş olan mümin kişiler) ait mezarlar bulunduğundan bu mahalleye ‘‘meşhedlik’’ yani ‘‘bir adamın şehit olduğu veya bir şehidin düştüğü yerce yapıldığından dolayı ‘‘Küçük Cennet’’ anlamına gelen ‘‘Cüneyne’’ adı verilmiştir. 1626 yılında var olduğuna dair hurufat defteri kayıtları bulunmaktadır.

          

 

Kilis’te Ulu Camiden sonra en eski cami olan Cüneyne Camisi sonradan yapılan müdahalelerle özlüğünü yitirmiştir. Günümüze özgün olarak kalabilen minaresi, avluya geçilen sivri kemerli bir kapı üzerindedir. Kaidesi kare planlı olup, küp kısmının köşeleri pahlıdır. Kalın ve hantal olan gövdesi çokgen (onikigen) biçimindedir. Tek şerefeli minarenin, şerefe korkulukları süssüzdür. Şerefe altı mukarnaslarla doldurulmuş, mukarnasların alt ve üstlerinde birer tane simlere yer verilmiştir. Silindirik olan peteği ile külahı taştan yapılmıştır. Caminin avlusunda 19. Yüzyılda camiyi onartan Salih Ağaya ait taş sandukalı bir mezar bulunmaktadır. 2007 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyonu gerçekleştirilmiştir.

 
 

Şeyh Hilal Camisi (Şeyh Ahmet Camisi)

 

 

 

 

Cami Çaylak Mahallesi’ndedir. Avlu kapısından girince solda otuz sekiz basamaklı ak taştan güzel bir minaresi vardır. Bu minare 1051 yılında Allah için Musa kızı Sitti Fatma yaptırmıştır. Kitabeye göre Fatma Hatun 1051 H. 1641 M. yılında bu minareyi yaptırmıştır. Caminin dış duvarında da yanlış yazılı bir Arapça kitabe vardır.

 

 

Şeyh Süveyden Camisi (Hacı Özbek Camisi)

 

 

 
 
Muhali (eski adı Kıbeli) Mahallesi’nde olan cami, geçirdiği onarımlarla özelliğini yitirmiştir. Geçmişten miras olarak sadece, minaresi kalmış olup, 1713 yılında Abdülaziz adlı bir kişi yaptırmıştır. 
 
 
Kaidesi kare panlı, kaidenin köşeleri de pahlıdır. Kısa olan gövdesi ile peteği yuvarlaktır. Düzgün kesme taşlarla yapılan minarede tek şerefe bulunmakta ve şerefe altı üç sıra silme ile iki sıra yüzeysel mukarnaslar vardır.
 
 

Tabakhane Camisi

 

 

 
 

Tabakhane (Eski Meşhedlik) Mahallesinde olan ve inşa kitabesi bulunmayan caminin 16. Yüzyılın ilk çeyreğinde avluda mezarı bulunan, Kanuni döneminde yaşamış bir din âlimi olan Şeyh Gökçe Ferdi Efendi tarafından yaptırılmıştır.

 

 

Camii 1691 yılında Hacı Haydar tarafından inşa ettirilen minaresi dışında tüm özelliklerini yitirmiştir. Düzgün kesme taşlardan yapılan minarenin kaidesi kare planlı yapılan ve köşeleri pahlıdır. Tek şerefeli olan minarenin gövdesinin ortasında friz vardır. Şerefe altı üç sıra mukarnas, mukarnasların alt ve üst kısmında işlemeli silmeler vardır. Onaltıgen olan gövdede aralıklı olarak sıralanmış sekiz tane çini, çini olmayan yüzeylerde çam ağacına benzer motifler vardır. Şerefe koltukları ajur tekniğiyle işlenmiş olup motiflerle süslenmiştir. Yuvarlak olan peteğin silmeleri ile külahın dört yüzüne yerleştirilen çini dikkat çekicidir. 2007 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restorasyonu gerçekleşmiştir.

 

 

Murtaza Ağa Camisi

 

Şeyh Abdullah Mahallesi Murtaza Caddesi’nde bulunan bu camiyi, 1661 yılında Kilis voyvodası Murtaza Ağa’nın yaptırmıştır.

 

Caminin günümüze ulaşan özgün bölümü minaresidir.

 

Düzgün kesme taşlardan yapılan minare, kare planlı olup, köşeleri pahlıdır. Silindirik biçimde olan gövdenin ortasında yuvarlak bir silme vardır. Tek şerefeli minarenin şerefe altları mukarnaslarla doldurulmuştur. Yuvarlak peteği, gövdesine göre daha kısa ve daha incedir.

 

 

Şeyh Süleyman Camisi ( Şeyhler Camisi)

 

Şeyhler Mahallesi’nde Eşref Kasteli karşısındadır.

 

Yapıldıktan sonra birkaç kez onarılan camiden geriye, özgün olarak sadece minaresi kalmıştır.

 

Avlu kapısının doğusunda olan minare, düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. Kaidesi kare planlı ve köşeleri pahlı olan minarenin iki kuşaklı gövdesi, oldukça kalındır. Tek şerefeli olan minarenin şerefe altı mukarnaslarla doldurulmuştur.

 

Kürtler Camii

 

İnşa kitabesi olmayan eserin kesin yapılış tarihi bilinmemektedir. Osmanlı kayıtlarındaki bilgilere göre Kürt Hüseyin Ağa tarafından yaptırılmıştır. Adını da buradan alır. Son Yıllarda Kürtler Camii olarak ta  anılmaya başlanmıştır. 1705 tarihli bir kitabede Molla Halil ve Emine Hatun adlı kişiler tarafından bir eyvan yaptırıldığı kaydedilmiştir. Bu bilgilere göre 17. yüzyılın sonlarına doğru inşa edilmiştir. Kitabede bahsi geçen eyvan onarımlar sırasında yıkılmıştır.1954-1955 yıllarında pek çok onarım geçiren yapı özgün özelliklerini kaybetmiştir. Önünde tek şerefeli kısa kesme taşla örülü minare yer almaktadır. Avlunun kuzey duvarı Camii avlusunun kuzey doğu köşesinde Küçük Çarşı Çeşmesi yer  almaktadır. 2016 yılı içerisinde Vakıflar GEnel Müdürlüğü tarafından restorasyonu yapılmıştır.

 

 

 

MİNARELER

 

Mehmet Paşa Camisi Minaresi

 

Mehmet Paşa Mahallesi, Dolappazarı adlı adresteki bu tek şerefeli minare, Mehmet Ali Paşa Camisi’ne (İnce Bayraktarzade Mehmed Paşa Camisi, Büyük Kütah Camisi, Yeni Cami) aittir.

 

Kilis’in en iyi minarelerinden biri olan bu minare, düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. Kaidesi kare planlı olup, kaidenin üst tarafı pahlıdır. Üzerindeki altı köşeli kabartma yıldız ve helezon biçimli peteği dikkat çekicidir. Mukarnaslarla doldurulmuş şerefe altı ve bakırdan yapılmış oldukça ağır bir alemi vardır.

 

Şeyh Camisi Minaresi

 

Tırıhlı Mahallesi, Şıh Camisi Sokaktadır.

 

1569 yılında Hacı Bulgar oğlu Hacı Baki Murad tarafından yaptırılan caminin, Hurufat Defterleri’nde “Şeyh İhlas Camisi” , “Hıdır Şeyh Camisi” , “Şeyh Camisi” adlarıyla geçer.

 

Caminin kuzeybatı köşesinde olan minare özgün, tescilli bir kültür varlığıdır. Kaidesi kare planlı, kaidesinin köşeleri pahlıdır.

 

Peteği ve külahı kısa olan minarenin; silindirik biçimli gövdesinde altı (şerefe altı) mujarnaslarla doldurulmuş tek şerefe vardır.

 

KİLİS’TEKİ OSMANLI ÖNCESİ MİMARİ ESERLER

 

KÜLLİYELER

 

  • Canbolad Paşa (Tekke Camii) Külliyesi
  • Cami
  • Medrese
  • Türbe

CAMİ VE MESCİTLER

 

Günümüze Ulaşan Cami ve Mescitler

 

  • Ulu Camii
  • Akcurun Camii
  • Hacı Derviş Camii
  • Kadı Camii
  • Muallak (Hasan Bey) Camii
  • Hindioğlu Camii
  • Çalık Camii
  • Pirlioğlu Camii
  • Hasan Attar Camii
  • Zeytinli Camii
  • Helvacıoğlu Camii

Cumguriyet Döneminde Yapılan Tamirler Neticesinde Orjinal Şekillerini Kaybeden Camiler

 

  • Alacacı Camii
  • Şeyh Camii
  • Bayraklı (Çirazoğlu) Camii
  • Kesikminare Camii
  • Cüneyne Camii
  • Şeyh Hilal (Şeyh Ahmet ) Camii
  • Şeyh Süleyman Camii(Şeyhler Camii)
  • Şeyh Süveyden (Hacı Özbek ) Camii
  • Tabakhane Camii
  • Murtaza ağa Camii
  • Kürtler Camii
  • Çekmeceli Camii
  • Köriimam Camii

Sadece İsimleri Bilinen Cami ve Mescitler

 

  • Ali Çavuş Camii
  • Şeyh Mehmet Efendi Camii
  • Ali Subaşı Camii
  • İbrahim Efendi Medresesi Camii
  • Kütahoğlu Camii
  • Hacı Veli Camii
  • Tahtalı Camii
  • Çukur Mescit
  • Revhaniye Mescidi
  • Cuma Fakih Mescidi
  • Derviş Ahmet Camii
  • Bestami Camii
  • Molla Mehmed Mescidi
  • Hacı Ömer Ağa Mescidi
  • Hacı Osman Mescidi
  • Habibzade Camii
  • Şeyh Şemün Zaviyesi Mescidi
  • Tepelik Mescidi
  • Hacı Ali Ağa Camii
  • Şeyh Şahabettin Camii
  • Yazıcı Ahmet Camii
  • Şeyh İvaz Camii
  • Şeyh Lü’lüce Camii
  • Bazenci (Dokumacı) Ahmet Camii
  • Zaim Halil Ağa Camii
  • Hacı Yusuf Camii
  • Kadızade İsmail Mescidi
  • Karamolla İsmail Mescidi
  • Çavuşzade Hacı Mehmet Ağa Camii
  • Daltabanoğlu Mehmet Paşa Camii
  • Servili Medrese Mescidi
  • Kapçıkoğlu Camii
  • Güllü Camii
  • Ebülüla Camii
  • Arpacıoğlu Camii
  • Çekicek Mescidi
  • Tokatlı Camii
  • Halep Ağası Camii
  • Küçük Camii
  • Sabri Efendi Camii

MEDRESELER

 

  • Kadızade Medresesi
  • Şeyh Şemün Medresesi
  • Ömer Ağa Medresesi
  • Servili Medrese
  • Küre Medrese
  • Şeyh Ayvad Medresesi

TÜRBELER

 

  • Şeyh Ahmed ve Şeyh Muhammed Türbesi
  • Şeyh Muhammed Ensari Türbesi
  • Şeyh Muhammed Bahaeddin ve Muhammed Şahabeddin Türbesi
  • Şeyh Muhammed Bedevi Türbesi
  • Şeyh Mansur Türbesi
  • Şemün Nebi Türbesi
  • Bekir Dede Türbesi

TEKKE VE ZAVİYELER

 

Günümüze Kısmen veya Tamamen Ulaşan Tekke ve Zeviyeler

 

  • Mevlevihane
  • Şurahbil Zaviyesi
  • Şeyh Efendi Tekkesi

Günümüze Ulaşamayan Tekke ve Zaviyeler

 

  • Parsa Hatun Zaviyesi
  • Şeyh Muhammed Arabi Tekkesi
  • Şeyh Muhammed Sımati Tekkesi
  • Şemün Nebi Zaviyesi
  • Revhaniye Zaviyesi
  • Şeyh Muhammed Ensari Tekkesi
  • Şeyh Iyd Zaviyesi
  • Bekir Dede Zaviyesi
  • Hz. Talha Zaviyesi
  • Şeyh Ahmed Zaviyesi
  • Şeyh Yusuf Zaviyesi
  • Şeyh Kırbaç Zaviyesi

HANLAR

 

Günümüze Ulaşan Hanlar

 

  • Baytazzade Hanı
  • Vehhab Efendi kervansarayı
  • Andibendioğlu ali Efendi Hanı
  • Calkanlı Lili AhmetHanı

Günümüze Ulaşamayan Hanlar

 

  • Canbolad Paşa Hanı
  • Daltaban Paşa Hanı
  • Ömer Ağa Hanı
  • Nalbant Habib Hanı
  • Nalbant Hamdi Hanı
  • şakir Ahmed Hanı
  • İsakiye Hanı
  • Sarıeminler hanı
  • Nalbant Nafi Hanı
  • Kara Hacce Hanı
  • Canbaz Durmuş Hanı
  • Canbaz Hüseyin Efendi Hanı

HAMAMLAR

 

  • Hoca Hamamı
  • Eski Hamam
  • Paşa Hamamı
  • Hasanbey Hamamı
  • Tuğlu Hamamı

ÇEŞMELER

 

Günümüze Ulaşan Çeşmeler

  • İpşir Paşa Kasteli
  • Haşırcı Çeşmesi
  • Küçük Çarşı Çeşmesi
  • Ayönü Çeşmesi
  • Hafaf Çeşmesi
  • Salih Ağa Çeşmesi
  • Pirlioğlu Çeşmesi

Asli Şekillerini Kaybeden Çeşmeler

  • Fellah Kasteli
  • Kurtağa Çeşmesi
  • Mustafa Ağa Çeşmesi
  • Murtaza Ağa Çeşmesi
  • Nahaslı Çeşmesi
  • Hacı Ömer Ağa Çeşmesi
  • Dereçli (Veli Ağa) Çeşmesi
  • Nemika Çeşmesi
  • Abuşağa Çeşmesi

Günümüze Ulaşmayan Çeşmeler

 

  • Eşref Kasteli
  • Süt Kasteli
  • Şıpşıpı Kasteli

 


Copyright 2014 KİYDO

Anasayfa   |   İletişim

Şehitler Mahallesi Canbazlar Sokak No:9 Merkez/ KİLİS

Tel : +90 348 814 51 98 Fax : +90 348 814 51 98 E-mail : info@investinkilis.gov.tr